1. GİRİŞ

Ülkemizde tapulama/kadastro çalışmaları farklı mevzuatlarla yerine getirilmiş tapulama/kadastro hizmeti almış taşınmazlara düzenlenen Tapulama/Kadastro Tutanakları ile de tapu sicili oluşturulmuştur.

Bununla beraber, Tapulama/Kadastro Tutanağı düzenlenmemiş, mevzuatın öngördüğü koşullarda tespit dışı, tescil harici alanlar bırakılmıştır. Doğal olarak bu alanlar esasen dış sınırları itibariyle (komşu olan ve tutanak düzenlenen parseller itibariyle) geometrileri belirlenmiş ancak içerisinde kalan alanlarda hak tespitine yönelik tapulama/kadastro hizmeti almamıştır.

Kadastro Kanunu’nun 16. Maddesi, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlerden bahsetmekte olup kayalar, tepeler, dağlar (bunlardan çıkan kaynaklar) gibi, tarıma elverişli olmayan sahipsiz yerler ile deniz, göl, nehir gibi genel suların tescil ve sınırlandırmaya tabi olmadığını, ormanların özel kanun hükümlerine tabi olduğunu, Yol, meydan, köprü gibi orta mallarının ise haritasında gösterilmekle yetinileceğini söylemektedir.

Görüleceği üzere; kanunun 16. Maddesinde sayılan alanlar dışında, tapulama/kadastro çalışmalarında (tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlanması mümkün olan) tespit dışı/tescil harici alanların da var olabileceği anlaşılmaktadır.

Kadastro Kanunu’nun 18. Maddesinde esasen tapulama/kadastro çalışmalarında tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerlerin Hazine adına tespit olunacağı belirtilmiş olup kadastro çalışmalarında malik tespiti yapılamayan veya kayıt fazlası alanların Tapulama/Kadastro Tutanağı düzenlenmek suretiyle Hazine adına tespitlerinin yapılmış olduğunu da görmekteyiz.

Bütün bu sayılan kadastro uygulama tekniklerine rağmen halen tespit tutanağı tutulmaksızın (tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlanması mümkün olan) tespit dışı/tescil harici bırakılan alanların var olduğu da bilinmektedir.

İşte bu noktada; tapulama/kadastro çalışmaları ile tespit tutanağı düzenlenmek suretiyle kadastro hizmeti almış ve sicili oluşturulmuş taşınmazlar dışında, tespit ve tescili gerekmeyen alanları da yok sayarak, halen tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlanması mümkün olan taşınmazların var olduğunu kabul etmek gerekmektedir.

Bu taşınmazların tespitlerinin yapılarak ekonomiye kazandırılması için yeni bir uygulama metodolojisinin geliştirilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

  1. MEVZUAT İNCELEMESİ

Tapulama/Kadastro uygulaması yapılmak suretiyle tespit tutanakları tutularak sicil kaydı oluşturulan taşınmazlar dışında kalan ve bu çalışmalar sırasında, farklı gerekçelerle, tespit dışı/tescil harici bırakılan alanların, kanunun 16. Maddesinde sayılanları dışında ve 18. Maddesinin öngörüsü kapsamında kalan, tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlanması mümkün olanlarının, kadastro çalışmaları sırasında alması gereken kadastro hizmetinin şimdi sunulması gerekmektedir.

Hakeza, kanunun 22. Maddesinde, Tapulama ve kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan kamu kurum ve kuruluşlarına ait yerlerin tescilinin yapılacağı da hüküm altına alınmıştır.

Medeni Kanun’un 715. Maddesi, Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait malların, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu söylemektedir. Öyleyse, tapulama/kadastro çalışmaları ile tespit dışı/tescil harici bırakılan alanların esasen kadastro hizmeti almadığını öngörürsek, bu tür alanların tümüyle sahipsiz yer olarak değerlendirilemeyeceğini de kabul etmemiz gerekmektedir.

Anayasa Mahkemesi’nin 2019/2113 Başvuru Numaralı ve 03.05.2023 tarihli kararında; Kadastro Kanunu’nun 12. Maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin, hakkında tespit tutanağı düzenlenen taşınmazlara yönelik olduğu, hakkında kadastro tutanağı düzenlenmeyip genel arazi kadastrosu sırasında tespit dışı bırakılan, daha sonrasında idari tescil suretiyle Hazine adına tapuya tescil edilen taşınmazlara yönelik herhangi bir hak düşürücü süreye bağlı olmaksızın her zaman dava açılabileceği kabul edilmektedir.

Bu yaklaşımın iki sonucu oluşmaktadır; birincisi, kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan alanların sonradan hazine adına idari işlemle sicil kaydı oluşturulmasına karşı her zaman dava açma hakkı olabileceği, ikincisi, kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan alanlarda zilyetliğe dayalı dava açma hakkı olabileceğidir.

Bu durumda; Tescil Harici Alanların tesciline yönelik kurgulanacak metodolojinin, yukarıda belirtilen yaklaşım dikkate alınarak, idari bir tescil işlemi niteliğinden uzak, kadastro hizmeti almamış taşınmaza kadastro hizmetinin verilmesi niteliğinde olması gerektiği anlaşılmalıdır. Aksi bir yöntem, Anayasa Mahkemesi kararında da belirtildiği gibi, üçüncü kişilerce hak iddiasına dayalı davaların oluşmasına yol açacaktır.

Bu noktada, Kadastro Kanunu’nun 18. Maddesinin yeni bir kimliğe büründürülmesi gerektiği değerlendirilmiştir. 

“Yukarıdaki maddelerin hükümleri dışında kalan ve tescile tabi bulunan taşınmaz mallar ile tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerler Hazine adına tespit olunur.”

Kadastro çalışmaları sırasında işletilmesi gereken bu kural, tespit dışı/tescil harici alanlar oluşturmak suretiyle, işletilememiştir. Tapulama/Kadastro hizmetinin verilmesi sırasında, hak iddiasının bulunmaması, tescile tabi olmadığının değerlendirilmesi gibi gerekçelerle tespit dışı/tescil harici bırakılan alanların, esasen bu hüküm kapsamında, tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlanması mümkün olan alanlar olarak değerlendirilerek Hazine adına sicil kaydının oluşturulması gerekirken bu sürecin kurumsal olarak eksik bırakıldığı ve bu eksikliği gidermek üzere bir kadastro faaliyetinin yerine getirilmesi gerektiği değerlendirilmelidir.

Bu anlamda, tapulama/kadastro çalışmalarında yarım bırakılan bu kadastral faaliyetin bugün tamamlanmasına yönelik bir kadastro çalışması kurgusu yapılması gerekmektedir.

Önerim bu noktada; Kadastro Kanunu’na eklenecek bir hüküm ile 18. Maddenin çalışmalarda eksik bırakılan alanlarda tamamlanmasının önünün açılmasıdır.

Kanunun Geçici 8. Maddesine ikinci fıkra olarak;

“Yapılan tapulama veya kadastro çalışmalarında, bu kanunun 18. Maddesinde belirtilen, tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlanması mümkün olan alanlardan, tespit dışı/tescil harici gibi gerekçelerle tespit görmeyenlerinin tespitleri hazine adına yapılır.”

Hükmünün eklenmesi ve bu hüküm kapsamında bu alanlara yönelik kadastro hizmetinin tamamlayıcı olarak verilmesi sağlanabilir.

Doğal olarak ta; 18. Maddenin tapulama/kadastro hizmetini eksik almış alanlarda tamamlayıcı olarak uygulanacağı bir kadastro modeli geliştirilmiş olacak, bu alanlara yönelik sınırlandırma-tespit-ölçü-ilan süreçleri işletilerek sicil kayıtlarının üretilmesi sağlanacaktır.