Kayıp olan kadastro tutanağının ihyası uygulaması, tutanağın kesinleşmiş olması ya da olmaması durumuna göre ve talep sahibinin yargı ya da idari birim olmasına göre hukuksal bir ayrıma tabi tutulmalıdır.
Öncelikle, kadastro kanunu kapsamında tespit tutanağının hukuken vücut bulduğu an kadastro ekibi tarafından tanzim edildiği an olup (tutanak tespit tarihi) tahdit ile tespit anı arasındaki zaman diliminde tutanak üzerinde tasarruf yetkisi kadastro ekibinde, tespit anı ile kesin askıya çıkış anına kadar geçen zaman diliminde tutanak üzerinde tasarruf yetkisi kadastro komisyonundadır. Haliyle tahdit anı ile kesin askıya çıkış anı aralığında idari yetkili kadastro müdürlüğü, askıya çıkması ile birlikte de tutanak üzerinde tasarruf yetkisi yargı merciidir.
Askı sürecinin tutanağı etkileyen iki olası sonucu vardır, dava açılması durumunda kesinleştirilmeksizin yargı merciine iletilmesi, dava açılmaması durumunda da kesinleştirilmesi. Tutanağın kesinleştirilmesi ile birlikte de yargı mercii olan kadastro mahkemesinin yetkisi sonlanmış olmaktadır.
Kadastro tutanağı tespit tarihi (tutanak tarihi) itibariyle hukuksal bir değer içermekte olup askı süresi sonrası dava açılmaması durumunda da kesinleşmek suretiyle tapuya tescili beklemeksizin hukuk dünyasında var olmaktadır. Tutanağın kesinleşmesi aslında hukuksal olarak tutanağın içerdiği bilgilerin (mülkiyet, yüzölçüm, vasıf vb.) kesinleşmesi anlamını taşımaktadır. Bu bilgiler ise kadastro çalışmaları sırasında düzenlenen teknik ve hukuki bilgi ve belgeler üzerinden tespit edildiğinden, askı cetveline de tutanak üzerindeki bilgilerden aktarılmaktadır.
Kesinleşmiş bir kadastro tutanağının kütük sayfasına tescilinin yapılmamış olması tutanağa atfedilen hukuki değeri sakatlamayacaktır. Aksine kesinleşmiş tutanak içerdiği bilgilerle birlikte artık kesindir, kütüğe tescil tedavül işlemlerinin başlaması için ilk şekil şartıdır.
Bu anlamda, kesinleşmiş kadastro tutanağının kaybolması durumunda tutanak üzerinde tasarruf yetkisi ne kadastro müdürlüğünde ne de kadastro mahkemesinde olacağından iki merci tarafından da tutanağın ihyası mümkün değildir. Bu noktada; kaybolmuş kesinleşmiş tespit tutanağının, idari işlem niteliğinde, tutanaktaki bilgilerinin kütük sayfasına aktarılması işlemi, tutanağa bu bilgilerin aktarıldığı diğer kadastro evrakları üzerinden tespit edilerek yapılmalıdır. Yapılan bu kütük sayfası doldurma işlemini kim yapmalıdır? Bu noktada da uygulamayı gerçekleştiren kadastro müdürlüğü ile bağlı olduğu bölge müdürlüğünden personellerin olduğu bir komisyonunun bu tespitleri yapması ve bu tespitlere göre de tapu müdürlüğünün tescil prosedürünü tamamlaması gerekir. (ilk kadastro dışında) Yapılacak tescil işleminde tutanağın var olmadığı bilgisinin beyanlar hanesine kaydı yapılmalıdır.
Kesinleşmiş tespit tutanağının idari işlem olarak ihyası hukuken mümkün değildir çünkü burada hukuk sistemimiz bir yetki tanımı belirlememiştir.
Bunun dışında yargı merciilerinin tutanağın kesinleşmesi veya kesinleşmemesine bakmaksızın her zaman tutanağın ihyasını isteme yetkisi bulunmaktadır.